merhaba blog,

twitter-da tek cümle, yani ne bileyim en fazla iki cümle, zorlarsan belki üç-dört cümle yazmanın tadına varınca seni tam bir hain gibi, tam bir pislik, tam bir puşt gibi sattım. ama senin gibisi yok, twitter-da aptal bi jargon oluşuyor. bak şöyle oluyor.

"nınınının nını nınını nınınının."

özlü söz kisvesi altında kendimden bahsetmeye çalışıyorum. yani anlayacağın senin yerini kimse tutamıyor, twitter-la ilişkimiz çok yüzeysel.

neyse senin yokluğunda bisürü bisürü şeyler oldu: haftasonu sabahları evime en yakın pastaneden haşhaşlı poğaça alıyorum. kütüphaneye çalışmaya gelip blog yazıyorum. düşününce mutsuz oluyorum. içip uyuyunca güzel oluyorum. iyi bir öğretmen değilim. iyi bir öğrenciydim de canım sıkılınca bıraktım. nasıl tez yazacağımı bilmiyorum amk. canım arkadaşım yağmur'u özlüyorum. kendimi bazen yalnız hissediyorum. artık ev arkadaşım yok. birartıbir evim var. tramvaya biniyorum. kosovalı bir arkadaşım var, bu dönemin sonunda gidecek. ofis arkadaşım biraz kız gibi kok diye bana parfüm aldı. tramvaydan iniyorum. hala lizbon'a gitmedim. başka şehirlerle çeşitli bağlantılarım var. eskişehir'e şans eseri geldim. annem gibisi yok.

ya işte böyle blog. bi de nouvelle vague ile vampire weekend dinlemekten bıkmam gibi geliyor bana ama bilemem tabi.

görüşürüzüzüzüz.