kız bazen kızgın.

ağlayarak konuşmaya çalışınca sesi çatlıyor; ama yılmıyor. illaki anlatacak meramını, açıklığa kavuşturacak hüznünü, dışa vuracak öfkesini. doğadan benzetmelerden yardım alırsak; böyle fırtınalı, yıldırımlı, çok yağmurlu, şelaleli bi durum işte. bi kaynama, fokurdama durumu var.

alnının kırışıklıkları, kendisi düzgün almayı beceremediği kaşlarının ardındaki küçük beyninde neler dödüğü merak edilmedikçe; merak edildiği söylenmedikçe bu zaman zaman küçük beynin büyük kırgınlığına dönüşüveriyor aybalam.

küçük beynin minik hayatındaki inanılmaz mantık hatasını yok edebilecek karşı cins ve de hemcins bünyelerin sembolik yalnız bırakmaları kırgınlığı şaşkınlığa çevirdiği ölçüde 'bizimgız' malladığından işi unutkanlığa vurmaya karar veriyor. sembolik yalnız bırakımların mına koyayım, destekçi bünyeye bi şey olmasın korumacılığı ve anaçlığına bürünen genç kızımız zaman geçirme, hayat doldurma çabalarının arasındaki tek bir olgudan, olaydan ve de durumdan aman işte her ne bok ise ondan öyle bir emin ki: derinlemesine seviyor.

not: hey siz! üstünüze alınabilirsiniz efendim, evet.

3 yorum:

Fluctuatio Animi dedi ki...

ne gada güzel hisleniyon sen öyle.

trkrr dedi ki...

dönmüşsün yine azalmayan performans ve diline dolanmış azericeyle;) hayırdır

dilök dedi ki...

arada geliy öyle, hayırdır inşallah.