kız bazen kızgın.

ağlayarak konuşmaya çalışınca sesi çatlıyor; ama yılmıyor. illaki anlatacak meramını, açıklığa kavuşturacak hüznünü, dışa vuracak öfkesini. doğadan benzetmelerden yardım alırsak; böyle fırtınalı, yıldırımlı, çok yağmurlu, şelaleli bi durum işte. bi kaynama, fokurdama durumu var.

alnının kırışıklıkları, kendisi düzgün almayı beceremediği kaşlarının ardındaki küçük beyninde neler dödüğü merak edilmedikçe; merak edildiği söylenmedikçe bu zaman zaman küçük beynin büyük kırgınlığına dönüşüveriyor aybalam.

küçük beynin minik hayatındaki inanılmaz mantık hatasını yok edebilecek karşı cins ve de hemcins bünyelerin sembolik yalnız bırakmaları kırgınlığı şaşkınlığa çevirdiği ölçüde 'bizimgız' malladığından işi unutkanlığa vurmaya karar veriyor. sembolik yalnız bırakımların mına koyayım, destekçi bünyeye bi şey olmasın korumacılığı ve anaçlığına bürünen genç kızımız zaman geçirme, hayat doldurma çabalarının arasındaki tek bir olgudan, olaydan ve de durumdan aman işte her ne bok ise ondan öyle bir emin ki: derinlemesine seviyor.

not: hey siz! üstünüze alınabilirsiniz efendim, evet.
18.09.07'de yazdığım gibi merhaba ben dilek, hala dilek. herhafta salı günleri ülkenin en çirkin şehirlerinden birinden türkiyenin en güzel şehirlerinden birine gitmekte olan bir insanım. ee tabi bi de bunun dönüşü var. var demişken artık benim bi de ev arkadaşım var. beraber tavuk sote, mantı, salata, mercimek çorbası, mantar sote ve şnitzel yapabiliyoruz. hepsi bi arada değil tabi. hepsi bi arada demişken öğrencilerim var benim 21 tane. sınıf başkanı çok espirici, o yüzden ders anlatırken birden ihihihkkhahaha diye gülebiliyorum. birden demişken ben bazen öğrencilerimin arkamdan ne konuştuğunu birden çok merak ediyorum. sınıf başkanına dinleme cihazı yerleştirsem bu merakımı giderebilirim belki de, eki eki. dinleme cihazı demişken bok efendim. yani meslektaşlarım bok gibi. hiçbiri blogumu bulacak kapasiteye sahip olmadıkları için buradan onlara karşı atıp tutabilirim. hatta atarım, ne tutcam. ofisimdeki 3 insanı ayrı tutarım anca. neyse.

ayrıca, yıllardır burdan pıtırcık düşüncelerime, minnacık hayallerime, ö harfi sevgime, lizbon aşkıma, loto tutsa istifa ederim geyiklerime katlanan blog okurları bilin ki mis gibi bi dünyanız var. blogun modası geçmişmiş, twittera sıçayım gibi muhabbetler yaptığım için işte demek istediğim insanları tanıdıkça blog çok yaşa biricik sevgili blog. hepimiz ana fikri aldıysak, ben 'hiç star wars izlememiş kız' başlığı altına girilen entrylerden birini bile üzerime alınmamak için biraz star wars episode 1 izliycem. yarın bi gün de jar jar binks, minik naboo gezegeni geyiği yapmaya başlarım.

son olarak, hişt lan takdire falan ihtiyacım var, çok yoruluyorum ben o yüzden mandalinalı, paklamış mısırlı takdirlere ihtiyacım var. bana küçük süprizler yapın. :/