blogun modası geçti, hepimiz bu durumun farkındayız. kısaca anlatmak istiyoruz artık. az ama o kadar da öz değil. az ve çabuk olsun istiyoruz. özet geçelim, ama herkes dibine kadar anlasın istiyoruz.

yukarıdaki girişti, ısınma turuydu, bireysel hüznüme bir tür adımdı. ne de olsa aşağıdakiler ve de yeryüzü-gökyüzü benim meselem.

yarın, yaşadığım bok ilçedeki eşyalı kaloriferli evimden taşınıyorum. o yüzden bugün etrafımı koliler sardı. bir garip hallerdeyim. zamanında, uzun tatillere gitmeden önce buzdolabın fişini çekerkenki mutluluğumu görecektiniz. ya da tatil dönüşleri otobüsten inip de evimin gıcırdayan kapısını açtığımda göğüs kafesimdeki sıkıntıyı bilecektiniz. kimse görmedi, kimse de bilmedi. ama bitti.

hadi benzetme yapayım. goca bir yıl, atkı olsun. her ilmeğini örüyorum. zor geliyor, kolay geliyor, ağlıyorum, gülüyorum; ama örüyorum. sonra başkaları atkımı görüyor, kimi yorumlar getiriyor. ama atkı benim. sizin de atkılarınız var, sizin de atkılarınıza yorum geliyor. ama atkı sizin.

böyle işte, esenlik.