blog yazmaktan, twitter-dan, msn-den, ret maillerinden, bi yerlere başvurupdurmaktan, bilgisayar ekranına bakıp gülmekten, sabah 09.12-de kalkmaktan, alarmımdan, telefon melodimden, kışı nasıl geçireceğimi düşünmekten, kötü tüm olasılıkları düşünmekten, gereksizce düşünmekten, hiçbi bilginin tam oturamadığı beynimden, kendimden, kendimden, okuldaki masamdan, eskiyen tişörtlerimden, yediğimden tat alamamaktan, facebook-tan, kendimi anlatamamaktan, bi bok anlatamamaktan, insanları sevmemekten, önyargılarımdan, saçımın duruşundan, kafamın yuvarlıklığından, yavaş yürüyünce ayaklarımın dışa bakmasından, ön dişlerimden, kırmızı ve kırmızıya benzer ojelerimden, dizi ve filmlerdeki yalnız ama kaliteli karakterlerle bir gram benzerliğim olmamasından, birden ağlamaya başlamaktan, ağlayınca dudağımın sarkmasından, bi şeyler yazabildiğimi sanmaktan, neye mutlu olacağımı bilmemekten, hatırlamaktan, hatırlayamamaktan, kendimi bu kadar çok kötülemekten, birinin 'ama kendine haksızlık ediyosun canım' demesini beklemekten, sonra da ona inanmamaktan, şüpheyi marifet sanmaktan, neyle yetinmem gerektiği konusunda bi fikrim olmamasından, telefona gelen reklam mesajlarından, birini yolda görünce selam vermekten, yolda sevdiğim insanları görememekten, gittikçe mantıksız bi şekilde hassaslaşmaktan, midemin bulanmasından, tüm bunları dile getirmekten, uyuyamamaktan, bi espirinin bayatlamasından, kendimden, bu ilçedeki kendimden, tüm bunlardan yine bahsetmekten, biraz da kendimden bahsetmekten, evet evet işte bunlardan çok yorulmaktan, çok yorulmamı da dünyanın en büyük derdi sanmaktan.

allaşkına tut elimden.

1 yorum:

naksinigar dedi ki...

ama kendine haksızlık ediyorsun canım.