annem yanıma geldi. çünkü artık benim ayrı bi yanım var. bazen ben annemin yanına gidiyorum. başka yanıma gelenler de oluyorlar. onlar da gidiyorlar sonra. ben de onların yanına gidiyorum. yanım yakınım orjinalinde bomboş. telefon edince biraz sesle doluyor. alo ile naber ile doluyor. kendine iyi bakla doluyor. canımla iyi doluyor ama. maillerle az doluyor, az mailim gelir benim. neyse, sonra bunlar sabun köpüğü gibi sönüyor. o yüzden başka türlü olmadığı zamanlarda sık sık telefonla yan doldurmak gerekiyor. hani fishville'de beslediğiniz balıklar gibi, benim de yanımın beslenmesi gerekiyor. yoksa çok sinirli oluyorum, istemediğim şeyler söylüyorum. bazen yanım mesajlarla da doluyor. 'keşke yanımda olsaydın' mesajı aldım bi geçenlerde, hala bitmedi mesela o. çok çabuk tüketiyorum ama ben bu dolumları. ayı gibi tüketiyorum. sonra morali bozuk morali bozuk davranışlar falan derken o bozukluğun ruhuma sıçradığını öğreniyorum, hani facebook'ta gelen notification-lar gibi. feed-i alır almaz hemen koşup aynaya bakıyorum. yüzüm normal, sivilcelerim geçmiş. alla alla ben bulamıyorum bi' şey. bulamazken bulamazken bu yandaki boşluk içime dışıma yayılmasın mı? işte o zaman boku yiyorum. kendime cezalar yazıyorum. mutfaktaki çöp kutusunun yanına gidip tek ayak üstünde duruyorum. ı-ıh, bu çözüm değil. susmak en iyisi diyorum. belki şu her şeyi dramatikleştirme huyumdan vazgeçerim. derken birden sus canım kendim, hadi lütfen sus diyorum. canım kendim, bana cevap verince öf yine bizim tartışma uzuyor. tartışmayı kapatmak gerek, elime bi kitap alıyorum. önceden okuduğum bi kitap. albayım diyen bi adam var, fark ettim ki yanımı o da biraz dolduruyor. durumlar böyle böyle iken bu keşmekeş bitmiyor. bittiğinde de tekrarlanacağını bildiğimden bi dahaki seferi bekliyorum korkuyla ve huzursuzlukla. vızzıklıyorum, mızmızlanıyorum. bu negatifliğimle beni kim sevsin hacı? diyorum canım kendime özeleştiri gibisinden. canım kendim hemen savunmaya geçip sevenleri sayıyor. ah be ulan, kendimle kavga klişesinin dibine vurdum! kurtulmak için tavsiyelerinizi bekliyorum cancağızlarım. şaka. her koyun kendi bacağından, her insan canısı kendisinden sorumludur. hadi bakalım, baş edelim. üstesinden gelelim. schopenhauer'a bi selam çakalım. ama sakın beterin beteri vardır deyip özürlüleri, çok fakirleri ve savaş mağduru insanları bu meseleye dahil etmeyelim. ona göre.

1 yorum:

meftun dedi ki...

kendi'yle olan kavgaları ne de güzel anlatmışsın. yazılarını okumayı özlemişim, ama seni daha çok özledim.