inan ki incirli kurabiyemden aldığım ısırıklardan dolayı parmaklarıma bulaşan pudra şekerine hiç mi hiç aldırış etmiyorum. o kadar aldırışsızım ki pudra şekeri parmaklarımdan eşofmanıma başka bi' deyişle aşortmanıma geçmiş. peh! umrumda mı? değil. tabii ki incirli kurabiyeyi ben yapmadım. tüm bunlardan bahsederken çayım da bardağımda demleniyor be ahbap. dünya, bazen bir anlığına güzel oluyor ya ozaman stresleri tokmakla ezerek yok ediyormuşum gibi gelir. önyargıları ve atomları da tokmakla parçalarım ben. bu durumda 'stres, önyargı ve atomları tokmakla parçaladığımızda yok olur.' sonucuna varabiliriz. hiçbi' şey vardan yok olmaz diyenler için: 'umursamazsın, olur ahbap' diyorum. zamanında bi anektodumuz dolanıyordu ortalarda: "hangi sandalye?" diyordu apakıllı gencimiz, ya ya.

2 yorum:

cigo a.k.a cybormetenga dedi ki...

elmalısı erir bazen ağızlarda. mersedeste süzülmek gibi. fiziksel olarak hızlı, haz olarak yavaş (magnum reklamı hazzı gibi). çayı da getirirler. kaç şeker? diye sordumuydular. şimdi anladın mı mutlu olmanın nasıl bir duygu olduğunu, kardeş.

dilök dedi ki...

adalar'da anladıydım be biraz, ey gidi. msn'den titretip 'cigo nerelerdesin yaü?' yazarak hatrını sormalıyım, sınavların bitmiş olmalı. (: