minibüsçü 'accık biraz' bekleme sebebimizin belki de bikaç yolcu daha gelir olduğunu belirttiğinde ben 22 yaşındaydım. bu duruma en uygun fon akşam üzeri iş çıkışıydı, hemen havaya kararmasını söyledim ve aynı zamanda işten çıkabiliyordum tabii ki de. böyle hava biraz turunculu koyu gri gibi olur da kış soğuğundan ev kaloriferine geçene kadar huh-fuf dersin ya ellerine, öyle oluyordu bugün.

belirsiz geleceği de tendon kopması korkusuna benzetiyorum, benzetmelerim ilginç değildir. ama sorarsan eğer, sana giriş-gelişme-sonuç şeklinde anlatabilirim benzetme sebeplerimi, sebeplerim var elbet. ne diyordum? turunculu koyu gri gibi bir belirli gelecek yoktur zaten aptal. olmasını umduklarına belirli diyerek heranölebilme ihtimalini klişe kategorisine soktuktan sonra bir güzel rahatlıyorsun. ben de dahil olmak üzere. patetik kullar, hani dünya dinozor sidiğinden oluşmuş ne big bang-i tanrı bizi unutmuş olabilir falan ya hah ondan işte. bi' kitaptan öğrendim olum ne var!

neyse en iyisi önerilen müzikleri dinleyip yine önerilen kitapları okuduktan sonra önerilen filmleri izleyerek kendimden uzaklaşmayı planlıyorum. k.ygötünerahvangitsin gibisinden.

bu metindeki sansür anlamındaki noktayı bulalım, işe yararlılığını tartışıp pragmatist kesilelim. sonra çay içeriz.

Hiç yorum yok: