ismi tontiş idi. isminden tiksiniyordu ve yemediği kemiklerini toprağa gömüyordu. bir gün sahibi: "bazen düşünüyorum da hayat çok anlamsız geliyor, ben senin sahibinim ve sen benim içeri terliklerimi bile getirmiyorsun. so what?" dedi, bi de utanmadan dilini dudakları arasında sıkıştırıp tükürük saçarak olayı hafife alma efekti verdi: "frrrrpptchp".

sonra tontiş sahibine küstü, anlamsız olan tontişlik sanıyordu. ey tontiş, sahibini anlaman beklenmiyordu da bu öyküden 'biz insanlar olarak birbirimizi anlamaya çalışmalıyız çünkü bu fantastik bir şeydir from the source to the reciever ay bak veriler (datalar datalar) kaçıyor, kaçırma çünkü hepsi belli bir söz dizimi içinde anlamlı, syntax matters buddy.' ana fikrini çıkarırken, türkçemizi daha güzel kullanmayı öğreniceğime söz veremem.

Hiç yorum yok: