bir gamyön yükü asık surat smiley ile yollar aşan gız kahramanımız bu devirde ferhatların dağ delmediğinin çok farkındaydı. dağ delmenin modası geçmişti zaten. ülkemizin kuzeyindeki falezler ne güzelmiş öyle diye düşünürken hiç işi yoktu, tam anlamıyla. yüz yirmi kilometre yol yürüdü. ellerini neden ceplerine koyduğunu kimse anlamadı. ha evet bi' de üstüne üstelik otobüsle aştıkları sayılmıyormuş, oturuyor diye. 'ile' olmak istiyordu, 'yüzünden' oldu. 'kadar' hakkında endişelendi, çünkü eşitlik gibi görünen bitmeye meğilli bi' şeydi bu. oyunun tüm kurallarına uydu. ne oyunu lan! hayat bi' sahne geyiğine bağlayabiliriz. lan dediğim için üzgünüm, öğretmen olamadıkça dilim yozlaşıyor. mereba ben bu yazının anlatıcısı. pat! diye ortaya çıktım. kendimden üçüncü şahıs olarak bahsetmeye bayılırım, fekat dayanamadım bu sefer. şey dicem: dört yıllık üniversite eğitimim ve mezun olma yetkimle çok yaratıcı oldum ben. o asık surat smiley-leri ters goyucam, gülüyor gibi olucaklar. gözlerini de kapatıversinler canım. bazı şeylere körlük gerekiyormuş. gamyönü napsak ki? bitmeyen yollara salarım belki, yardırsın gönlünce.
" geçen akşam geldin ya buz devri' nden.. hemen dinlemek istedim seni. oturdun, az anlattın ve daha anlatıyorken sağ ayağının baş parmağına yapışmış karpuz çekirdeğiyle karşılaştım-sonradan itiraf edicektim- bi saniye sürdü ama sorular.. koridordan salona yürüme mesafesinde yapışmıştı muhtemelen.. bi kaç günlük olsa gerek, bi yanı az kurumuş beyazlamıştı.. fark etmediğinin farkındaydım, ama acaba fark edicek miydin ki. ne zaman nasıl düşücekti o ordan.. sonra düşünmeyi bırakıp sana odaklandım.. sen kaldığın odaya gittin ardından. bugün o odayı süpürürken rastladım karpuz çekirdeğine. eminim oydu..

bıraktım işi oturdum yanına.. az konuştuk. sırtını sıvazladım, gülümsedi bana. biliyo musun, kasıtlı yapışmış ayağına. hep durduğu yerden sıkılmış, az gezmek istemiş. sinemaya da gelmiş senle. ayakkabının içindeymiş meğer.. ama eve döndüğünde, sen pijamanı giyerken o da bi yere çarpıp düşüvermiş oracığa. .aslında senle izmire de gelmek istiyomuş.. gitseydin keşke yoldaş olurdun ona dedim.. derken annem geldi. napıyosun,daha bitirmedin mi süpürmeyi dedi.. niye oyalanıyosun dedi.. anne karpuz çekirdeği oyaladı dedim. kızdım ona işimi yapmamı engelledi. bi de napmıştı biliyo musun. bana hiç sormadı sen napıyosun diye, o minik karpuz çekirdeği bile sırf kendini annattı.. düşününce iyce sinirlendim. elektirik süpürgesine yutturdum onu. gitti. " y.ö.