o hani hafif hafif esen rüzgar vardı ya bu sefer, türk kahvemin üzerinden oturduğum tek kişilik koltuğa doğru esiyor. ve biz, yüksek sadakat isimli türkrak grubumuzun solistinin keline odaklandığımız için yıllardan beri ilk kez yüzünü fark ediyoruz. şarkılarının ismi "haydi gel içelim.". ve bi' süre ev sessizliğinden sonra özge seslenir:
- televizyonu kapatsak mı? ay o zaman daha çok hüzün çökerse içimize? bu gün günlerden ne? cumartesi. haftasonu da televizyonda bi b.k olmaz ha!

bir de bu evin sahibi biricik arkadaşım da yanımda olsaydı o ironik realistliğiyle benim ne tür boş işlere bulaştığımı yüzüme vursaydı, sonra kesin bana bitki çayı yapardı. evet.

ah şu hayat.

1 yorum:

meftun dedi ki...

murat boz ve oğuzhan çıktığında sesini yükselttiğimiz sürekli powertürk açılı duran televizyon ve kiraz,karpuz,çekirdekle geliveren mutluluğumuz. o ev çok güzeldi, dileğim! :* :))