bence zamanla dünyadaki sidik kokusu artacak.

pek de umrumda olacağını sanmıyorum aslında öyle bi' şey olursa. duyarlılığımı yitirdim naber. umut sarıkaya'nın "he-he de geç felsefeciliği" dediği şeyin hastasıyım. bir karikatüristin şu hayattaki absurd duruşluların ifade gücü olacağını tahmin etmezdim doğrusu, etmedim de zaten, kendiliğinden oldu her şey, benden bağımsız, yani benle alakası yok. neyse ne diyordum. he -he . bir sonraki aşama "sen öyle diyorsan öyledir abi" imiş, bu olgunluğa erişemem sanırım. çünkü biraz zor. bana şu daha iyi gibi geliyor:"sen öyle diyedur."

bu arada ben de işime bakarım. mezun olurum mesela, iyi bir yere ya da iyi bir hayata olmayabilir fakat giderim sonuçta. özlenen-ler tat katar belki o anki duruma ve de yaşayışa; sonrasında nelere alışmamış ki insanoğlu. diyeceğim şu ki: gitme ihtiyacı duyuyorum, tam vakti değil fakat; biraz daha var.

adım gibi emin olduğum atılmayacak adımlara biraz "napalım, idare edicez." derim. [bu cümleye italik-le hüzün kattım, olmuş mu?]

bir şey yoksa "neden yok?" demem, "yok." derim. duyarlılığını yitirmenin gerektirdiği bi' şey bu. böyle böyle soru işaretleri noktalara dönüşecek. tamam, hadi bakalım.

ha bi' de unutmadan biz buralarda ölü olasılıklara hayal diyoruz, daha sempatik oluyor. [bold-la gelen ciddiyet.]


4 yorum:

Spaceships dedi ki...

yazılarını derin müziklerle okuyorum, daha iyi işliyor o zaman. en çok şu "neden yok?"ların "yok."lara dönüşü acıttı. imkansızların peşinden ağlamayı çok seven bir arkadaşıma bu konuda nutuk çekiyordum geçen ay. olmuyorsa olmuyor, üzülme daha fazla diye. bu kabullenmeyi başarabildiğim için kendi adıma sevinirken içime bir sıkıntı düşüyor. neden yok diye sormadığım için noktalarımla beraber oturup savaş vermeye kalkışmamaktan korkuyorum mesela. bu dünyada noktalılar biraz kaybediyor genelde sanki, fedakarlar çünkü, fedakarlık denilen şeyin sonra pek geri dönüşü olmuyor karşıdan. kendime dışardan bakınca bunu görüyorum. yanisi, benim de çok gidesim var. (son cümle olduğu için vurucu olması lazımdı, ana fikri zaten çok derin, ben de hemen bold-la çok vurucu hale getirdim, oldu bence)

meftun dedi ki...

italikli hüzün geldi kalbime kondu. soru işaretlerinin noktalara dönüşeceği günü ben de sabırsızlıkla bekliyorum..
bi de, seni seviyorum :)

Hass dedi ki...

bi de bu neden yoklar'ın zamanla yok haline geldiklerini görüp de hiç bi şey yapamamak yok mu? o bana dokunuyor. göbeğim falan çıkcakmış gibi oluyorum...(üç nokta koyayım da anlamlı gibi olayım)

dilök dedi ki...

sevgili spaceship, ne çok şey olmuyor da biz hepsini isteyerek-istemeyerek kabullenip büyüyoruz, ey gidi. gidiverelim buralardan. (:

sevgili özgem, her şey bitiyor yahu ve ben de seni seviyorum.

sevgili hass, ne kadar anlamlı olduğunu zaten biliyoruz, gibisi yok cidden. "hayat çok garip whooper-lar falan" gülümsetiyor mesela, en basitinden. (: