ah canım schopenhauer,

ismini yazmakta zorlanıyorum yirmili yaşlarıma rağmen. neyse, mesele bu değil. mesele şu: senin o geniş kelime haznenle pesimizmini beni şaşkınlıklara sürükleyecek şekilde sunman. çok kitap okumayın salak olursunuz, demişsin. bu fikrini çok da güzel bir şekilde desteklemişsin. fakat sana diyeceğim şudur ki, orijinalliği taslak halinde kalmış biri olarak, tabloyu tamamlayabilenler hep başkaları hep de başkaları. bu devirde okumayana kız vermiyorlarmış. okuyan kızlarımızın durumu da çok fazla çeşitlilik gösterdiği için şimdi o konulara hiç giremiyeceğim valla. hem uyumadan önce birkaç kelimeye herkes ihtiyaç duyar. işte ben bu uyumadanöncebirkaçgüzelkelimeyebayılan biri olarak, bugünlerde yarım kalma sebeplerimi tekrar gözden geçiriyorum ve bu yüzden biraz üzgünceyim. fakat umursar-görünmezlik zırhım çok parlak, işe yarıyor manasında. yoksa parlak olması, kabuğunun içinde ceviz olmasını bilmemizle aynı şey.

-dir sanırım.

sevgiler, dilek.

2 yorum:

meftun dedi ki...

yarım kalma sebeplerim.. bugünlerde, dünlerde ve yarınlarda zahir..

dide dedi ki...

okuyan kızlarımızın durumu nasıl da çeşitlilik gösteriyormuş dilöküm :)