banka kartımı kaybettim, çok salak hissediyorum. şifrem de çok kolaydı zaten. zor olan hayat, arkadaş! ne istesem olmuyor, bir bildiğim de bu.
mereba. iki gündür elime bir veyahutta iki adet çay veyahutta kahve alıyorum, ekseriyetle bölüm kantinlerinden. böyle bardaklar izole falan değil hiç, direk plastik, bu yüzden el yakıyor. neyse alıyorum ben bunu/bunları, bulunduğum kantin alanından çıkmak için kapıya doğru yöneliyorum ve beni bir stres alıyor: "şimdi o kapı nasıl açılacak?". o stres artık yüzüme mi yoksa küçük sakrak adımlarıma mı yansıyor bilmiyorum fakat o kapıları açıyorlar arkadaş! böyle bi' rahatlama yok hayatta (vardır da sanki yokmuş gibi mesela). sağolsunlar. dedim zaten, "sağolasın" dedim ikisine de. başlarını "eyvallah" gibisinden eğdilerdi. öyle işte, hadi hoşça kal.



bir şeylerin daha başka şeyleri hatırlatması hiç hoş değildi. günleri unuttu; şarkılar dinledi.
bir olasılığın diğer tüm olasılıkları patlatarak bi' şey ya olur ya olmaz fifti-fiftiliğini aşıp yüzdeyüzlük kesinliğe ulaşmasını ve hayatın güzel olmasını diliyoru. içim sıkılıyoru be hacı. günler geçiyoru fakat ı-ıh çok da anlamlı ve de işeyarar ve de birçokşey değil yani.
kütüphaneye gidip de uyumak için birsürü kitabın üç-beş sayfalık bir kısmını okumam, gözlüğü çıkarıp sehpaya koymam, uyumam, bir de oldukça rahat etmem, bu durumdan bildiğin memnun olmam, rüya falan görmem, montumu yastık-hırkamı battaniye yapmam, uyanınca sendelemem ve benzeri gündelik aktivitelerim aslında içten içe bir saçma geliyor ki. bununla birlikte; bu, olmaya devam ediyor.

sonra aylardır işe yarar bir cümle kurmuyorum. eskiden bir araya gelip bir paragrafla olsun bir öykü bozuntusuyla olsun az çok bir şeyler anlatırlardı cümleceğizlerim, şimdi hepsi fos.

derken tekrar staj başlıyor. öğretmenvari kişilikler olarak 657 sayılı kanunun gerektirdiklerine uymamız gerektiği, staja gittiğimiz okulun müdür yardımcısınca bize tembihleniyor; bu yüzden resmi kumaşlar giyiyorum, çok rahatsızlarından. öğrenciler "ablaaaee" diyor. "ne var lan" diyememek, memurluk yolunda ilerlediğime bir işaret sanki.

sonuç olarak, yanıbaşımda neler ve kimler olmalıydı ki acaba da hayat daha kolay mı olurdu belki de daha zor bilemem de insanım ya içinde bulunduğum durum hariç hepsini hayal ederim en çok da olmayanları. ol! desem, kul-um sonuçta.

artık tasarlamayı bırakmalıyım.
rüya görürken, beynim benim iznimi almadan bir şeyler ürettiği için ona kızmama rağmen şaşırmıyor da değilim hani. yoksa gün içinde aklımda tanıdıklarımın isimleri var, o kadar. belki biraz daha fazlası.