bugün bi çocuk [erkeklere çocuk demek] bana gülümsedi sandım. "ahaha bu sefer seni gördüm." dedim. meğersem hayata pozitif bakıyormuş eleman. "biriyle mi karıştırıyorum?" diye sordum. "evet yaa" dedi. sarf edilen cümleler aynı olsa da konsept tamamen farklı aslında. ama böylesi daha hayata dair. neyse efendim ben mezun olunca hayatta nasıl bir yer edineceğimi bilmediğim için öleceğimi düşünüyorum. bu yüzden kütpanedeki kırmızı koltuklara, çatı isimli kafemizin tahta masalarına, yaya öncelikli yollarımıza, parkalı gençlerimize, salaş kızlarımıza, sandöviç makinesine bakıp bakıp ağlayasım geliyor. biraz daha idare ediverin beni diyorum, görmezden gelin, hiç ses etmem la, şuraya sığışıveririm ben. fakat işte fakat zaman sorununa bi çare bulamıyorum. hiçbi' şey eskisi gibi olmayacak hüznüyle, her adımımı yolları okşarcasına atıyorum. ağlayasım geliyor. zaman-a stop!

3 yorum:

meftun dedi ki...

kütpanenin stres yaratan itmeli ve dnmeli kapısı. bazen yanmayan masa ışıkları. sayfalarca ve sayfalarca okunacak aslında güzel olan ama zorla okuduğumuz için kasıldığımız roman ve öyküler.. kahve makinesinin şekerini en dibine bıraktığı sıcak çikolata. uyutmaya programlanmış kırmızı koltuk. kütpanede olduğu sonradan farkedilen hayat. ve herhangi bir şeyin bize gideceğimiz acı gerçeğini hatırlatması. ve böyle dudak bükmemiz büyük endişelerimizin yanında. yahu yorumdan başka bişi oldu buç post yapaydım blogumaaaa :)
dileğim :* :))

dide dedi ki...

lisansı bitirme dilöküm üstüne kat çık.

dilök dedi ki...

özgem beah çok duygusalız. adeta aesthetic sensibility sample-larıyız. (:


dide-m ne olcağını ne bitceğini bilemedim gittim ben. ):