beni soracaksan olursan burda hava mis gibi ama buraya gelene kadar dünyanın en çok karı yağdı da beklenmedik hem de gelemedim ben böyle yol uzadı uzadı çişim gelir diye korktum biraz uyudum garip bir şekilde özlediği.. neyse ve sonra kara saplanan otobüsler ile tırlar vardı böyle her yer bembeyaz falan durduk durduk biz sonra yavaş yavaş ilerledik müzik vardı kulağımda dinledim derken ev oldu.

biz sonra işte ilçeden ile gittik babamla babam biraz para verdi dedi ki cumartesi süper bir genel anestezi istiyorum kızıma fiyuu dedi fiyuu demedi onu ben diyorum ama işte biraz korktuğum için aslında fiyuu demedimdi aklıma bile gelmedi pembe dosyayı tutmakla meşguldüm o sırada blog lan bismillah hadi di mi ben biraz korkuyorum çünkü şey olacağından değil de şükür çünkü halimiz iyi fekat genel anestezi dünyanın uykudan sonra en garip şeyidir bence dedim kafam bi' şeyler kurmasa ne kadar güzel olur değil aslında kafam kurmasa kar yağıveriyor şaşırıyorum kafam kurunca biliyordum zaten diyorum çeşit çeşit kafa kurmacaları ebru gündeş kafama ah bu kafan ah dese he ya derim napalım derim böyle artık idare ediverin derim sonra haydi madem görüşürüz burnumdan öperim oy.

sincerely.
biraz kendimden bahsedeyim, yükleme eklenen kipler üzerinden hayata değineyim. hohhohhev! [göbeğimin üzerinde ellerimi kavuşturdum, o gülüş de bilgiç teyze gülüşü, bilezikleri var burma burma.]

çok kompulsifim. bunu geçen bayram tatilinde mi ne bir arkadaşa bi haltmış gibi, amanın ayrıntıya çok dikkat ediyorum-cuymuşumcasına anlatırken idrak ettim. şöyle ki: gün içinde herhangi bir eyleme tüm dikkatimi yöneltip otuz saniye sonra ne olacağını tahmin etmeye çalışıyorum ve bildiğin kendimi heyecanlandırıyorum. her şey 3 2 1 bum! havasına bürünüyor çünkü. hele hele bir de elinde çayla kapı açmaya çalışanlara, bir arkadaşıyla konuşurken önüne bakmayanlara, minibüste bozuk paraları avucunda sıkı sıkı tutmayanlara falan rastlamayagöreyim. dökcek! çarpcak! düşcek! -cek! lağn! [bi' nevi fobilemece]

sonra da şey işte -dı ve -mıştı'lara üzülmece var tabii. çünkü aynısı bi' daha yok. -dı. bitti. aklımda ama allahtan. hamdolsun. [anılar.mp3]

-yor. [bazen yorar cidden ha ona göre yani.]

dilek kipi var bi de ya hoca tahtaya yazınca sevinirdim. bunlar da dilek kipi. aaa benim adım. he ya. mesela; gel-e-yim. ne güzel di mi. diliyor. takdir ediyorum böylesini, evet. [konuyu kendime çok pis bağlarım.]

emir kip! [çok ince espiriciyimdir, he tabi.]




kalabalık şehirlerin en bilindik caddelerinde yürüyen ve yürüyen aşklarına pratik karşılık bulabilenlerin paralel romantizminden doğan elelelik ve gözgözelik durumlarına tanık olan kafe masalarının üstlendiği mola mekanı görevinin sonucu olarak doğmuş oturan kalabalığın geçici durağanlığı
bugün bi çocuk [erkeklere çocuk demek] bana gülümsedi sandım. "ahaha bu sefer seni gördüm." dedim. meğersem hayata pozitif bakıyormuş eleman. "biriyle mi karıştırıyorum?" diye sordum. "evet yaa" dedi. sarf edilen cümleler aynı olsa da konsept tamamen farklı aslında. ama böylesi daha hayata dair. neyse efendim ben mezun olunca hayatta nasıl bir yer edineceğimi bilmediğim için öleceğimi düşünüyorum. bu yüzden kütpanedeki kırmızı koltuklara, çatı isimli kafemizin tahta masalarına, yaya öncelikli yollarımıza, parkalı gençlerimize, salaş kızlarımıza, sandöviç makinesine bakıp bakıp ağlayasım geliyor. biraz daha idare ediverin beni diyorum, görmezden gelin, hiç ses etmem la, şuraya sığışıveririm ben. fakat işte fakat zaman sorununa bi çare bulamıyorum. hiçbi' şey eskisi gibi olmayacak hüznüyle, her adımımı yolları okşarcasına atıyorum. ağlayasım geliyor. zaman-a stop!


[arabesk, pop, caz, alaturka, folk, blues, elektronik, düz rock, alternatif rock, trip-hop falan her tür müzik aynı anda çalmaya başladı. kendi başlarına oldukça gayet pek tabii anlamlı olan bu türler bir araya gelince "aman tanrım hiçbir şey anlaşılmıyor ne kadar da çok gürültü böyle" olmuşlardı. gittikçe öfkem arttı. sinirlendim yahu. "eh yeter beeh!" diye bağırdığım zaman tüm bu türler birden susuverdi. hemen bir "oh" çekiversem de bir süre sonra sessizlikten korkmaya başladım. tam da "gürültü daha mı iyiydi lan" diye iyice tırsmaya başlamıştım ki işte tam da o sırada sen...]

-kafamdaki yarım-yamalak öykü no:1




büyüyemiyorum, sonra üzülüp ağlıyorum. tepkim ters tepiyor. çocuklaşıyorum. içimdeki çocuk muhabbetleri ile la la la falan nereye kadar çünkü büyüyemiyorum, sonra üzülüp ağlıyorum. tepkim ters tepiyor. çocuklaşıyorum. içimdeki çocuk muhabbetleri ile la la la falan nereye kadar ama işte büyüyemiyorum, sonra üzülüp ağlıyorum. tepkim ters tepiyor. çocuklaşıyorum. içimdeki çocuk muhabbetleri ile la la la falan nereye kadar. sonra işte ben beynime küstüm, tüm şehir bana küstü.

not: yıl da saat, hafta, ay ve de mevsimler gibi yuvarlaktır. böylece zaman bir tekerdir. hepimize yeni yılda araba diliyorum. şaka. her şeyin başı sağlık. amin. ha bi' de, kovuktaki şirinlik-in mis yanaklarından öpüp onu sevgiyle kucaklıyoruz. ne de güzel meri krısmıs şeysi yapmış çünkü.