iki sınavdı. art ardaydı. kafamda bilgileri karıştırmadan o saman kağıtları dağıtmalılar ve ben soruyla ilgili olsun olmasın bunları kafamdan çıkarmalıydım. çok ezberciyimdir. yorum gücü sıfır otur gibisinden. bazen ama. neyse başka şey düşünme, başka şey düşünme! dedikçe kendime, geldiler o küçük düşüncecikler sınav mekanına metreler kala. neymiş efendim. kafamda bazı düşüncecikler varmış çocukluk tespitliğinden kalma. bunları hatırlayıp içimden sayıyormuşum. dıştan söylenmezmiş çünkü çoktan eskimiş bunlar, bahis konusu olması gereksiz. mesela "zeka beynin büyüklüğüyle alakalı bi' şey olsaydı en zeki hayvan fil olurdu." cümlesi. şey gibi ya işte: doksanlı yıllarda gazetenin verdiği "bunları biliyor muydunuz kitapçığı". sineklerin beş gözü vardır, bir insan günde ortalama yirmibin kez gözünü kırpar, sadece dişi sivrisinekler ısırır, bir kağıt en fazla yedi kez katlanır. ey yavrum ey. gereksiz bilgi ansiklopedileri çıktığında ne heyecanlanmıştım. iyi ki almamışım.

sonuç:
tekrarlanarak yapılan işlerde çocukluğuma iniyorum. mesela adım atarken, fasulye ayıklarken. yazık lan.

2 yorum:

dide dedi ki...

:)
yok be yazık değil. "küçük kara balıklar" topluluğundan olduğun içindir bu bence.

dilök dedi ki...

(: yazık değilse iyi dide-m. :*