şu anda tam şu anda oda arkadaşımın benim kettle-ımla sormadan su gaynatması belki de sinüs ağrım nedeniyle acayip sinirimi bozdu. hem de kuşburnu için. bitki çayı sevmem. normalde sinir olmam da şimdi pek çok rrrrrrr! mesela bir başka oda arkadaşım dolaptaki meyve suyunu içiyor, sonra içtim, diyor. onu sevdiğim için sorun yok. yurda girmeden önce onun için meyve suyu alabilirim. yani demek istediğim pinti değilim. ama bu kızın ismine zaten bi' önyargım vardı. sonra "günün nasıl geçti?" gibi mükemmel bi' soruya tutuk cevaplar veriyor. sen nasılsın? demiyor. o yüzden volümü düşük bi' mereba-merebalaşmaya düşürdüm iletişimi. lan ben senin o koca bavulunu taşımaya yardım ettim. ki geçen dönem sonunda bavullar yüzünden ağlamışlığım var. hayattaki tüm sinirimi senden çıkarabilirim. kettle-ı kucağıma alıp gözlerimi belerterek ve sesimi çatallaştırarak "BENİM KETILIM BENİM!" diyebilirim. içimdeki pis kızı ortaya çıkarabilirim. ama yo yov hayır.. mis gibi, beatles gibi bi' cumartesi günü geçirdim. sanki müzik kulaklıktan değil havadan geliyordu. üzerine bi' de tiyatro idi. yazının sonunda kızın ismini tahmin et bakalım ey okur? diye şımarabilirim de. gerek yok. olmamalı. azcık şımarsam? calm down. ok.

2 yorum:

ttku dedi ki...

dilarali melis.

dilök dedi ki...

(((((((: kuşkum yoktu zaten. odada bi 'tutku' olsa ne iyi olurdu.