aslında isterim ki çok kısa bi' süre için ciddi ciddiyet. içimiz-dışımız bir olsun diye. sonra üzerine hahahahh. bi de gülerken birbirimizin yüzlerini görelim. bu birinci mesela.
ikinci mesela-m şudur ki:
bir hafta, her gün cuma olsun. ben cuma günlerini çok sevdiğim için birinin bana
"al sana cuma getirdim."
demesini çok isterdim.
bu biri-ceğiz sorarsa eğer:
"cuma soyut bi' şey ben onu nasıl getirebilirim ki fekat cuma bir gün ismidir????" diye sorar.
o zaman derim ki:
"bir cuma çık gel bunu konuşalım. hem ertesi gün daha cumartesi olur, oh çünkü iş yok okul yok. çok haftasonu. istersen çiçekleri vazoya koyup üzerine cuma da yazabilirsin.vazonun. şey de olabilir bak: i like fridays, too. bunu gelip söyleyebilirsin de. kolay iş yahu."
falan gibi. evet, bu düşüncelerimi belirtirdim.

not: resmin üstüne süper tıklanıyo.


edit: sayfa 23 "ramak kala" şeysinde aslında birbirimize teğet geçirdiğimizi iddia etmiyorum. tamamen imla hatası. demek istiyordum ki: teğet geçiyoruz birbirimize. hıhı öyle. görüşürüz. bye.
hafta yuvarlaktır.

"durma kendini hatırlat" der şair.

yazılar yukarı akıyordu.
yukarı yukarı akıyordu.
yazılar yukarı ve yukarı yukarı akmasın istiyordum.
çok teknolojik çünkü.
haydi somutlaş da mandalina soyayım.


-çokpostmodern dilek (istek anlamında
aynı zamanda ismim, naber.)

-hangi şair?
iki sınavdı. art ardaydı. kafamda bilgileri karıştırmadan o saman kağıtları dağıtmalılar ve ben soruyla ilgili olsun olmasın bunları kafamdan çıkarmalıydım. çok ezberciyimdir. yorum gücü sıfır otur gibisinden. bazen ama. neyse başka şey düşünme, başka şey düşünme! dedikçe kendime, geldiler o küçük düşüncecikler sınav mekanına metreler kala. neymiş efendim. kafamda bazı düşüncecikler varmış çocukluk tespitliğinden kalma. bunları hatırlayıp içimden sayıyormuşum. dıştan söylenmezmiş çünkü çoktan eskimiş bunlar, bahis konusu olması gereksiz. mesela "zeka beynin büyüklüğüyle alakalı bi' şey olsaydı en zeki hayvan fil olurdu." cümlesi. şey gibi ya işte: doksanlı yıllarda gazetenin verdiği "bunları biliyor muydunuz kitapçığı". sineklerin beş gözü vardır, bir insan günde ortalama yirmibin kez gözünü kırpar, sadece dişi sivrisinekler ısırır, bir kağıt en fazla yedi kez katlanır. ey yavrum ey. gereksiz bilgi ansiklopedileri çıktığında ne heyecanlanmıştım. iyi ki almamışım.

sonuç:
tekrarlanarak yapılan işlerde çocukluğuma iniyorum. mesela adım atarken, fasulye ayıklarken. yazık lan.

sevgili beatles,
bugün dört kişi bi' semaver çay içtik. ben 'mesela kelebek' dedim ve mutlu oldum. ciddi sınavlarda çocuk saatimle bulundumdu. biraz sonra çok güzel bir otobüs garajdan kalkacak. haftasonları bence hep olmalı. i like fridays very much, hell yeah! beatles çok güzel şarkı söylediğin için sen, benim adımlarım çok ritmik böyle pıt pıt pıt, sonra hem durakta bekleniyor sayende. ay küpem düşmesin aman. başımda bulut var yağmur yüksüz fakat.
sincerely denir di mi. öptüm bye.
şu anda tam şu anda oda arkadaşımın benim kettle-ımla sormadan su gaynatması belki de sinüs ağrım nedeniyle acayip sinirimi bozdu. hem de kuşburnu için. bitki çayı sevmem. normalde sinir olmam da şimdi pek çok rrrrrrr! mesela bir başka oda arkadaşım dolaptaki meyve suyunu içiyor, sonra içtim, diyor. onu sevdiğim için sorun yok. yurda girmeden önce onun için meyve suyu alabilirim. yani demek istediğim pinti değilim. ama bu kızın ismine zaten bi' önyargım vardı. sonra "günün nasıl geçti?" gibi mükemmel bi' soruya tutuk cevaplar veriyor. sen nasılsın? demiyor. o yüzden volümü düşük bi' mereba-merebalaşmaya düşürdüm iletişimi. lan ben senin o koca bavulunu taşımaya yardım ettim. ki geçen dönem sonunda bavullar yüzünden ağlamışlığım var. hayattaki tüm sinirimi senden çıkarabilirim. kettle-ı kucağıma alıp gözlerimi belerterek ve sesimi çatallaştırarak "BENİM KETILIM BENİM!" diyebilirim. içimdeki pis kızı ortaya çıkarabilirim. ama yo yov hayır.. mis gibi, beatles gibi bi' cumartesi günü geçirdim. sanki müzik kulaklıktan değil havadan geliyordu. üzerine bi' de tiyatro idi. yazının sonunda kızın ismini tahmin et bakalım ey okur? diye şımarabilirim de. gerek yok. olmamalı. azcık şımarsam? calm down. ok.