her gün sabah yedi oluyor. uyuyana kadar yani. mesela dün sabah altıkırkta alpaçino bağırıyordu odamın turuncu duvarlarına duvarlarına. akşam dörtte uyandım. mutfakta tıkırdayan anneme "anneeee mımmpf napıyoğsun?" dedim. "tüh kızım sen düzelmiycek misin ki?" dedi. "meehh" dedim. iftara tarhana çorbası yapmış. mis.


eylül ayını bu şekilde geçiriyorum. seneye bu sıralar gri-kahverengi-siyah kumaş pantolanlar giymek istemiyorum. neyse ben evin odalarını gezerken iftar oluyor. çadır tatilinden döndüğümden beri hiç kitap okumuyorum. akşam sekiz civarı türk kahvesi içiyorum mesela. böyle bi tat-rahatlığı yok başka, karar verdim. sonra günün dizisi başlıyor. fahriye'yi de özcan kaptı, bihter'i beren oynuyormuş lo, vay kıvanç tatlıtuğ, anam bu ne ffff burak sağyaşar derken diziler bitiyor. sonra bazen balkonda mizah dergisi okuyorum. masa var şimdi balkonda. üzerinde de böyle koyu yeşil kareli masa örtüsü. onun üstünde de annem biber kurutuyor sinide. ipe de dizdik.




işte yani yiğit özgür-le evlenme geyikleri, gençliğin çoğu gibi uğur gürsoy'un fırat'ına hayranlık, arkadaşlarla karikatürleri tekrar anlatıp hohahahaha gülmece, alpay erdem sempatisi falan hepsi var bende. o bu değil de cidden yani umut sarıkaya acilen türk edebiyatı'na dahil edilmeli. hatas cetveli, hakan plastik su tasını, otistik tavuklu saati bilen adam güzel adamdır çünkü. mis gibidir yahu.

5 yorum:

Orhan dedi ki...

ben zaten camel içen her şahsı türk edebiyatına kafadan dahil ediyorum.

dide dedi ki...

fırat da tombalak kafa mesela :)

dilök dedi ki...

sevgili orhan, bi aralar toplantıda samsun216 bulunuyordu masada. hah o sigaradan korkuyorum işte ben.

sevgili dide, mısırpatlağı gibi çocuk valla.
"tombalak", "topalak" kelimelerini seviyoruz ayrıca, evet.

Hass dedi ki...

bir de bu umut sarıkaya adamı acayip ayrıntılar koyar çizdiklerine. mesela bu haftanın sayısında annesi televizyonda dönen olaydaki ayrıntıları izlerken arkadan gelen 'desenli kazak' çocuğu yukarıdaki karikatürde şelaleden atlarken görebiliriz. bunun üzerine alttaki karikatüre tekrar baktığımızdaysa televizyonun arkasındaki trt bandrolüyle karşılaşırız. sonra bi garip oluruz. yani olurum.
uykusuz değil de uykusuzsuz kalınmaması dilöğüyle.

dilök dedi ki...

tanrı dikkatli okur-u korusun hass the bloggercığım. sanırım "mini kitle" olarak umut sarıkaya-yı içten içe seviyoruz. o tavuklu saati bana versin mutluluktan okulu bırakırım. yok loto tutunca bırakıcam okulu.devam. (: