chokarak kolid, 1908-lizbon

oh god, libraries are very dangerous. this is not a guess but a fact.
the smell of the books numbs you.
all these written pieces of shit that consist of the sentences that consist of words that consist of letters just indoctrinate you.
when you are reading, you think that you are learning something.
no, you are totally wrong, dude!
you are just reading, reading and reading.
so, what is the advantage of doing that?
think for a moment.
oh, yes. it's true. you get a dead sleep or a nap, at least a drowse.
congratulations!
that is the point.
have a nice dream (:

sabahtan başlayıp başlayıp öğleden sonraya sarkıtmadan edemediğimiz ve sonunda bitirebildiğimiz tetkitler sonucunda şu tanıya ulaştık:
efendim sizde "şugünşuvar" stresi oluşmuş. tüm belirtilere rastladık. uyanınca içinde bulunduğunuz tarihi, ve kafanızda belirlediğiniz 'şugün'e kaç gün kaldığını hesaplayıpduruyorsunuz, "şuvar" ları içinizden sayıp duruyorsunuz, unutup da "şugün"ün siz fark etmeden geçivereceğinden ödünüz kopuyor...ve bunun gibi şeyler..yani bunun bir ilacı yok..bol bol meyve yiyin ve size bir de önerim var: "bugün".


teşekkür ederim.

"...bi' yatcam beş gün uyucam: koma gibi mübarek..."
utopia- thomas more or less

-yılın en büyük hayali (the new york times)

-rüyan olsa tabir bile yazardık. (posta)

-yarın erken kalkmak zorunda olduğunu biliyor muydun?bulut mulut hikaye..lambanı söndür..her şey senin elinde..aptal olmaya gerek yok.. (burç)

-soldan sağa bir sıkılma durumu, yukarıdan aşağı hep yukarıdan aşağı (çengel bulmaca)

-dünya dönüyor sen ne dersen de.. (nilüfer)

-tamam (dilek)
*kolmaç: koridor tarafındaki koltuklarda her otobüste ayrı gizli bi' düzenekle açılan kol dinlendirmeye yarayan ve muavin çarpmasını bi' nebze önlemeye çalışan basit sistem.

**böyle stresler: küçük şeyleri dert edinmektir. yaklaşan saat sendromu, yemek pişti mi ikircikliliği, misafirlikte kumanda gerilimi gibi birçok örneği vardır. sayamam hepsini, ortaya çıkar.

***çay koydum: ev ortamında gerekli tüm malzemelerin sehpa üzerine konulmasıyla tamamlanan eylemdir..oh bi de yanına datlı varsa üstüne bi' şey yoktur dedirten olay, yurt ortamında az biraz hüzünlü hazdır. newyork'a bi de anında görüntü show'a gidelim diye çeşitli hayal kombinasyonları yapan arkadaşa vereceğiniz tepkinin gülümsemeyle karışmasını %60 oranında etkilemektedir. bu çay koyma aktivitesiyle beraber gerçekleştirilecek olan herhangi bir başka iş, çayın soğuma olasılığını %83 oranında artırmaktadır.
annemi özlediğim zamanlarla canımın sıkıldığı anları toplayıp yanağımdan geçen düşünce sayısına böldüğümde, kafamın içindekilerinin karışıklık derecesi olarak net bir rakam ya da ifadeden çok değişken bir bakış açısı elde ediyorum. elde ettiğim bakış açısını, diğer "iç" açılarla topladığımda üzülüyorum çünkü çarpışmak istiyorlar; "dış" açılara yönelip mandal konumu aldıktan sonra "iç" açıların çarpışmasını hüzünlü bir hazla izleyip kapımı içten üç kez kilitliyorum. dikdörtgenler prizması şeklindeki evimde, piramitlere gitmeyi hayal edip yarısı boş yarısı çayla dolu silindir şeklindeki bardağıma üç küp şeker atıyorum. dairesel hareketlerle karıştırırken, tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yerin kürkçü dükkanı olduğunu keşfediyorum. egomuzun çeşitlisebep ivmesiyle kazandığı yüksekliğinden ölümün yerçekimi ağırlığını çıkardığımızda elimizde iki kalıyor. iki; gereksiz ironiyi anlayanlar ve gerekli ironiyi anlayamayanlar olmak üzere ikiye ayrılıyor. gereksiz ironiyi anlayanlar alınanlar ve geçiştirenler olarak ikiye ayrılırken, gerekli ironiyi anlayamayanlar mallar ve bunlaranegerekvar olmak üzere ikiye ayrılıyor. ikiye ayrılmaların sonucu mitoz bölünme gibi görünse de yalnızlık olarak ortaya çıkıyor. yalnızlığa mahkum kalan sıfatı altındaki çözümekavuşmakisteyenler (1)elde var sıfır ya da (2)otur sıfır olmak üzere iki yoldan sıfıra ulaştıklarında, iki olumsuzun bir olumlu etmesi hayaliyle yanıp tutuşurken hep beraber sonsuzda yuvarlanıyorlar. çok yaşayın e (eşittir emcekare) mi?
aksesuara aksesuara tam olur.
ilaçlama dolayısıyla mekanın boşaltılması isteğine karşı geldiğim halde bugün ölmedim. ne kadar cesurum değil mi? güldürmeyeyim şimdi sizi öyle hadicanımordan hadicanımordan. ismi çok uzun bi' film izledim. güzeldi. çünkü çok uzun isim, filmin herhangi bir yerinde geçmiyodu. yani ezber film ismi değildi; yorum film ismiydi. küçüklüğümden beri ezberim kötüdür zaten. kalem çevirir; yorum sorularını çözü-çözüveririm. yani sonra iki olayı karşılaştırdım kafamda. mesela ikisi de ev sonuçta. yerleri farklı ülke sınırları içinde. yok dedim büyütmeyeyim. sonra üzülürüm. karşılaştırma; yanlış bir yöntem. böyleye karşılık böyledir; ama birden öyle oluverir. böyle zaten senin kafandadır, öyle olması belki de normaldir. bir b-den ne çıkar. bir b- her şeyi değiştirebilir. öyle ya da böyle iyi ki varız. kaç kişiyiz? saymasak, sayamasak.. ayak yapsak; salağa yatsak mesela ya da bilirkişi kesilsek..ben de teşekkür ederim. doğum günümüz kutlu olsun. aman paskalya yaklaşıyor. havadan sudan..yaşlandık ve öldük.