merhaba, ben dilek.
şey..."hayatını yeni tanıştığı birine bir saatte özetleyiveren biri" bana "ee hadi biraz da sen anlat" deyince, aklıma hiçbir şey gelmez. oysa ben cam çokokrem kavanozlarını su bardağı olarak kullanmayı çok severim.

bir arkadaşım var; hayatının en berbat anlarında benim hayattaki durumumu düşünüp moral bulduğunu söylüyor; severim onu yine de. o da, hangi espiriye gülüp gülmeyeceğimi tahmin edemediği için beni biraz gizemli bulur. deniz kenarında göktaşı yağmuru izlemeye bayılırım. ablamın öksürük sesi sabah ezanına karıştığında o kadar da yalnız olmadığımı düşünüp rahatlar ve nihayet uykuya dalabilirim.

" based on a true story" diye belirtilmeyen hollywood romantik-komedilerinden, "ikinci rastlaşmalar"ı ya da "pardon, ben sizi hep bu saatte burada görüyorum. hayatının geri kalan kısmını merak ediyorum" diyen birini beklememe neden olduğu için nefret ederim. polisiye dizilerin dublaj yüzünden monotonlaşmasına sinirim bozulur.benim için çekmeceleri açmak kolay, karıştırmak eğlenceli, kapatmak zordur. reklamları izlemekten zevk alırım.

kanepe benim için bir yaşam biçimidir. yazları ailemle beraber çadır kampına giderim. çadırı babamla beraber kurarız. kamptaki amcalarla muhabbet ederim; teyzelerle şakşukadan, patlıcan közlemesinden falan bahsederiz. evde perde takma, mutfak dolaplarının daha üst katlarındaki tencerelere uzanma ve de kendi odamı temizleme işleri bana aittir.

çoğu, zamanında aldığımız bir koli nobel ödüllü kitaptan oluşan bir kitaplığım var odada, kitapların önündeki boş alanlara salak biblolar yerleştirdim. yazın geceleri uyumak, aşırı sıcak olduğu için, işkence gelir. bu yüzden klimayla uyumak lüks, vantilatörle uyuymak benim için bir zevktir. fazla tokam, takım yoktur; üç-beş tane. genelde yemek seçmem, ama kaymağı hiç sevmem.

bana göre insanlığın en yaratıcı icatları tv dizileri, termos, salçalı ekmek, örgü, börek, aşk ve de altın günleridir. windows live messenger en büyük paranoya nedenimdir. diğer ulusların çingene müziğine bayılırım.sıkıcı film izlemeyi, rus edebiyatını severim. belgeselleri nadiren izlerim.

yürüyüş yollarından çok sıkılırım, çünkü bence yürümek bir yerden bir gidiş bir dönüş için iki kere geçmekten ibarettir; dört- beş saçma gelir. ağzımda bira tadıyla uyanmak günümün kötü geçmesine neden olur.

favori filmlerim çingeneler zamanı, kelebek etkisi ve de yeniden sev beni'dir. favori kitaplarım tutunamayanlar, piç, kara kitap'tır. favori şarkılarım hadi yine iyisin, when I'm sixty four ve marco polo'dur. favori yaşam yerlerim öğrenci yurdu,marmaris çubucak kampı ve nazilli'dir. favori markalarım duralex, adidas ve de hakan plastiktir- üçer tane yazarsam.

yukarda bahsettiğim arkadaşlardan biri hariç insanları hayattaki amaçlarımı anlatarak sıkmamaya özen gösteririm, o bana katlanıyor da. mızıkayla jingle bells ve daha dün annemizin.., yan flütle kül vakti ve buruk acı, bağlamayla işte gidiyorum çalmayı bilirim.

yalnızken kahkaha atarak gülemem. arabada bir şey okurken midem bulanır. otobüste cam kenarı, minibüste açılabilen cam kenarı, kendi arabamızda ön koltukların arası vazgeçilmezlerimdendir. ingiliz edebiyatı bence ilginçtir. kelimelere fazla takıldığım için bazen cümle kurmakta zorlanırım. heyecanlanınca konuşmam.

sarı ışık ve tahta tavan birleşimi hüzün verir, bu yüzden beyaz ışığı tercih ederim. bir arkadaşım var, eski grundig televizyonlardan, yün çoraplardan, dantellerin sehpa üzerinde oluşturduğu toz desenlerinden falan bahseder güleriz. yoğurt kaplarını yıkamaktan hiç hoşlanmam. ayran bence felsefiktir, ayrana indirgenmiş bir yaşam biçimi daha mutludur.

şu evrende kapladığımız yer yani hacmimiz, yer çekimi, ivme bizim yalnızlığımızdır-böyle düşünmek için sebeplerim var- şöyle ki: kimse bir başkasının açısından dünyayı izleyemez, hepimizin ayakları yere bir başka dokunur ve de ivme, derecesi göreceli olan kuvvetten doğar. yemek yapamamak işime gelir.

susayınca evde varsa kola içerim, ballı sütle dinlenirim. tatlı dediğin kakaolu olur.

törpünün tırnağa, demirin bir başka demire, sinir stres yapan insanın havaya sürtme sesleri beni gerer. öperken yanakta tükürük bırakmayı ve bırakanı sevmem. burnumla gözlük taşırım, gözümün içine bazı tıbbi nedenlerden dolayı lens koymam.

insanları yürüyüşünden tanırım. nezle olduğumda belim tutulur, beni bütün insanlık yalnız bırakmış gibi gelir, üzülürüm. yaşlanınca ellerimin nasıl kırışacağını merak ederim.boğazlı kazak bence insanı yavaş yavaş fark ettirmeden boğmak için icat edilmiştir.

denize tekneden atlayamam, bir metre ve yukarısından aşağı bakınca başım döner.lunaparktaki çoğu alete binemem.

mutlu olunca şımarırım, karnım acıkınca suskunlaşırım, mutsuz olunca yanaklarım ağrır, genelde gülümserim, hızlı yürürüm, insanları ilk edindiğim izlenime göre tüm önyargımı kullanarak severim ya da sevmem. kitap baş kahramanlarına kafayı takarım. zézé, küçük prens, zazie mahalle arkadaşlarım gibidir.

ve son olarak, genellediğim hiçbir şey doğru çıkmaz; bu da dahil olmak üzere ( bi de böyle bir şey var. )

11 yorum:

NoktasizvirguL dedi ki...

Tam höytlük bir yazı olmuş. Yazının sonunda yarışmacı arkadaşlara başarılar dilerim bekliyordum gelmedi.

Galiba bu durum mevzusu bir tek bende var. Mutlu olursam çenem düşüyor. Acıkırsam çenem daha fazla düşüyor.

dilök dedi ki...

yazıyı okumaya katlanabilenler:
-mehlika
-noktasızvirgül.

ehehe mutlu oldum.

Hass dedi ki...

yeni tasarım çok güzel olmuş kıskandırıcı olmuş

dilök dedi ki...

sevgili hass,
teşekkür ederim.
senin bloga göz attım.
güzelmiş. (:

TirtFahrettin dedi ki...

kanepe! hayatımın önemli bir kısmını yüzeyine temas ederek geçirdiğim hayat kaynağım.

ha cam sarelle kavanozundan su içmek de ortak paydamızmış.

(hoş evde bardak kalmayınca tabakla da içilir ya neyse)

seksendokuz dedi ki...

ben de katlandım.yok katlanmak denmez, eğlenerek okudum :)
bu arada, mereba ben elif :p

senaaaaa dedi ki...

sence de masanın üzeri yeteri kadar tozlandıktan sonra dantelleri kaldırıp masayı o şekilde kullanamaz mıyız? deseni çıkar zaten. annemi dantellerin bu konudaki işlevsizliğine bir türlü ikna edemiyorum!

semin dedi ki...

bazen dadlisözlük'ü açar gülerim.

dilök dedi ki...

sevgili tırtfahrettin, cevabı bloguna bıraktım. msn şarkısı çok komik.

sevgili sena, danteller işlevsiz. eskiden şey yaparlardı dantelden, yatak örtüsü.. insanlar gafalarını meşgul etmek istiyo heralde- hala var ama yapan. ben bi atkı örerim.


sevgili semin, monitöre bakıp da gülümseyen yüzler hayal edip mutlu olurum. (: saol.

dilök dedi ki...

aaaa sevgili seksendokuz, sana cevap yazmayı unutmuşum. mereba, memnun oldum. (:

artun dedi ki...

oo ben kendimi nasil ozel guzel sandim meger herkes laf atiyomus buraya blog kardesliginden mi oluyor bunlar ayrica zeze olsa da yesek